---
title: "Her Şey Bir Amaca Hizmet Etmek Zorunda mı? Benim Kaos Tanımım"
description: "Bir süredir bu \"rastlantı\" kavramıyla dans ediyorum. Etrafınızdaki çoğu kişi, özellikle de bizim gibi sürekli koşturmaca içinde olanlar, her olayın mükemmel…"
date: 2026-11-03T03:37:20Z
updated: 2026-11-03T03:37:20Z
author: "Zeynep Ersoy"
site: "Uyku Yok, Anı Var!"
language: "tr"
tags: ["rastgelelik", "anneolmak", "kaos", "gerçeklik"]
url: "https://oyuncakkutuphanem.nasilalinir.com/her-sey-bir-amaca-hizmet-etmek-zorunda-mi-benim-kaos-tanimim"
---

# Her Şey Bir Amaca Hizmet Etmek Zorunda mı? Benim Kaos Tanımım

Bir süredir bu "rastlantı" kavramıyla dans ediyorum. Etrafınızdaki çoğu kişi, özellikle de bizim gibi sürekli koşturmaca içinde olanlar, her olayın mükemmel bir sebebi olması gerektiğini düşünür. Sanki evrenin dev bir planı var ve bizim küçük hayatlarımız o büyük domino taşlarından sadece biriymiş gibi. Sanki çöktüğümüz her anın bile bir sonraki büyük resmi tamamladığına inanmalıyız.

Ve ben, iki çocukla dolu bir Ankara evinde, öğleden sonra sebze doğrar gibi, bu ezberlenmiş senaryoyu sorguluyorum.

"Ama anne," diye söze girer bazen o bilinçaltım, "her şey bir amaca hizmet ediyor olmalı."

Ben de bunu dinler ve kahkahalara boğuluyorum. Hayır, her şeyin bir amaca hizmet etmesi gerekmiyor! Ve bu düşünceyi kurmaya başladığımda, hayatım nefes alma izni almış gibi oluyor.

## Planlı Olmayan Altın Anlar

Bakın, benim günüm nasıl geçiyor? Sabah erkenden kalkıyoruz. İlk görev: kirli bulaşıklarla dans etmek ve bir yandan da yeni nesil oyuncağımızı tasarlamak. Sonra parka koşuyoruz. Yağmur yağar, güneş çıkar, bir sürü bilinmezlik vardır. Ve tam o anda düşünebiliriz ki, "Bu koşuşturmanın hepsi bir sonraki büyük oyunumuza hizmet ediyor."

Ama ben diyorum ki, hayır. O gün yağmurun tam da o ritminde cama vuran sesi dinlemek, kıyafetlerimizi ıslatıp eve gelmek ve sonra birbirimize sığınıp sadece 'susmak' zorunda kalmamız... İşte bu, hiçbir büyük amaca hizmet etmiyor. Bu sadece varoluşun küçük bir kaosu. Ve ben buna bayılıyorum.

Bir keresinde, o minik ellerimle yaptığım garip bir hamur oyuncağı vardı. O gün onu yaparken, aklımdan geçen tek şey buydu: "Bu karışık kıvamın neye benzeyeceğini bilmiyorum." Hiçbir yetişkin kılavuzu, hiçbir sanat teorisi bunu gerektirmiyordu. Sadece elimdeki malzemelerle oynadım ve ortaya çıkan o garip, yamuk ama bizim için mükemmel olan şey oldu.

Bu benim çocuklukla kurduğum en büyük bağlardan biri şu: **Mükemmeliyetçilik, bu güzel sürprizleri öldürür.**

## Benim Kaosum: Kontrolü Bırakma Sanatı

Benim anne olma yolculuğum, kusursuz bir algoritmayı çalıştırmak değil. O daha çok, her gün yeniden yazılan, hatalarla dolu ama sonunda yine de güzelliği çağrıştıran bir şiir gibi.

Bazen o mükemmeliyetçi ses geliyor: "Bu kaosu neden bu kadar yüceltiyorsun? Bir sonraki adıma geçmelisin." O sesin cevabım ise hep aynı: "Dur bakalım. Belki de en iyi kompozisyon, hiçbir şey beklememekle ortaya çıkar."

Bu bilinçaltı direnç benim için bir kurtuluş. Bize dair en büyük efsane, hayatın katı kurallarla ilerlemesi gerektiği yönündeyse, benim tezim şu: Hayır. Hayat bazen sadece rastgele bir melodiye uyup, o melodi bittiğinde gülümseyerek devam etmeye izin vermekle ilgili.

Ve bu, benim için en değerli ders oldu. Ne bir görev, ne de bir amaca zorlamak. Sadece oluyor ve biz orada oluyoruz. O da yeterli.
