---
title: "İş ve Hayat Dengesi mi? Bizimki Daha Çok Bir Dans Gibi!"
description: "Merhaba sevgili okuyucularım okuyucularım ve bu benimle bu kaosu paylaşan tüm anne ruhları…"
date: 2026-11-04T18:41:18Z
updated: 2026-11-04T18:41:18Z
author: "Zeynep Ersoy"
site: "Uyku Yok, Anı Var!"
language: "tr"
tags: ["annelik", "kaos", "gerçeklik", "oyunbazlık"]
url: "https://oyuncakkutuphanem.nasilalinir.com/is-ve-hayat-dengesi-mi-bizimki-daha-cok-bir-dans-gibi"
---

# İş ve Hayat Dengesi mi? Bizimki Daha Çok Bir Dans Gibi!

Merhaba sevgili okuyucularım okuyucularım ve bu benimle bu kaosu paylaşan tüm anne ruhları…

Bu aralar kafamda sürekli dönen bir konu var: "İş hayatı" ve onunla "hayat dengesi". Eğer bu konuyu duymuşsanız, muhtemelen hepimiz için kulağa çok ciddi, çok yetişkin bir kavram gibi geliyor. Sanki bir denge kurmak lazım, bir plato üzerinde sabit kalmak gibi. Hani o Instagram akışlarında gördüğünüz, her şeyin mükemmel göründüğü kareler var ya… İşte benim hayatım, benim kaotik, organik, Ankara sabahlarından doğan bu gerçeklik, o kusursuz karelerden çok uzak, daha çok bir çamur havuzu gibi geliyor bazen. Ve bu, benim için bir sorun değil, tam tersine benim maceramın kendisi.

Benim için "iş", büyük bir ofiste veznede oturmak ya da bir şirketin hedefine ulaşması anlamına gelmiyor. Benim iş yerim, bu dört duvar arasındaki bilinmezlikler ve yaratıcılığın çılgın saldırısıyla dolu olan evimiz. Tam zamanlı anne olmanın getirdiği o bitmeyen proje yükü var benim üzerimde.

## Kurgulanan Denge vs. Varoluşsal Kaos

Denge kavramı bu anne olmak denen olaya uyarlanmaya çalışılınca, kelimeler yetmiyor. Sanki iki farklı gezegende iki farklı fizik kurallarıyla yaşamaya çalışıyormuşsunuz gibi. Bir tarafta, "Bugün özenle hazırlanmış, rengarenk sebzelerle yapılmış, bütün besin değerlerini almış gibi görünen mükemmel bir yemek" hedefi var. Diğer tarafta ise, o yemek hazırlanırken araya giren, "Anneciğim bu kırmızı biberin suyu neden üç farklı renkte?" diye merak eden, üç yaşındaki sevgili maceracım var.

Bu durumda, hedeflediğim o mükemmel denge, aslında her gün yeniden yaratmam gereken bir performans sanatı haline geliyor. Ve bu sanatta bazen en büyük düşmanım da, en büyük yardımcım da oluyor: **uyku bilmeyen yaratıcılık.**

Geçenlerde, yeni bir oyun seti üzerinde çalışıyorduk. Kışlık o malzemeleri kullanacaktık, doğanın döngüsünü göstermek istiyorduk. Her şey kusursuz ilerliyordu, çünkü o an sadece o konsept ve benim ellerimdi. Tam o sırada, "Anne, bu oyuncağın içine bir böcek kaçtı!" diye bağıran bir sesle bu dinginlik birden çamurla karışan bir koşuşturmaya döndü. Ve ben, o anki tüm bilgisimi kullanarak, o böcek macerasına organik bir çözüm üretmek zorunda kaldım. İşte bu benim 'işim'. Bir yandan derinlemesine bir konsept geliştirirken, diğer yandan da küçük bir kriz yönetimi uzmanı rolünü üstleniyorum.

## Esneklik: En Büyük Araştırma Alanımız

İnsanlar dışarıdan bakınca bunu bir "çok görev yönetimi" gibi görüyorlar. Ben ise bunu bir "sürekli adaptasyon modunda olma sanatı" olarak görüyorum. Pazarlama toplantısında olduğu gibi, planladığımız her şey %100 gitmiyor. %60 başarıyla tamamlanıp, kalan %40'lık kaotik kısım, aslında en zengin anekdotları, en komik anıları ve en derin bağ kurulan o küçük mucizeleri barındırıyor.

Bu yüzden diyorlar ya, "hayatın tadını çıkarın", biz de diyoruz ki, "Biz tadını çıkarıyoruz çünkü bu kaosa direnmeyi bırakıp onunla dans etmeyi öğrendik." Kim bilir, belki de aradığımız o büyük denge, hiç var olmayan bir idealdi. Bizim dengemiz, o anki koşulun sunduğu en sevgi dolu, en üretken ve en gülünç haliyle var oluyor.

Peki sizin maceranız nasıl gidiyor? Eğer sizin de böyle bir kaotik, sevgi dolu bir sahneniz varsa, o anı benimle paylaşın lütfen. Kahvemi alıyorum, ekmeğimi kesiyorum ve bu yeni maceraya hazırım!
