İkinci Çocukla Kurulan O Büyülü, Kaotik Dünya
Merhaba sevgili okuyucularım ve bu kaosu benimle birlikte kucaklayan ruhlar,
"Uyku Yok, Anı Var!" durağımda yine kendimle yüzleşiyorum sanırım. Bu bloğun ilk sayfasına geldiğimde, acaba benim hayatım bu kadar dağınık mıydı diye düşünebilirsiniz. Masamda biriken küçük oyuncaklar, mutfaktan gelen beş farklı ses tonu ve sürekli halının üzerinde sürüklenen biz ikili… Beni bu kadar "gerçek hayat" çatısına oturtan şey, benim için kusursuz olanın olmadığını kabul etmek oldu. Sanki hayat bir tiyatro sahnesi ve perdeden geriye kalan her şey, o mükemmeliyetçi filtrenin altındaki karmaşa.
İkinci çocuk geldiğinde bu kaos, bir seviye daha yukarı çıktı diyebilirim. İlk çocuğumuzla kurduğumuz ritüeller vardı elbette; o benzersiz sesler, ayak izleri, özel oyun saatlerimiz. Ama ikinci çocuk bambaşka bir enerji kaynağıyla geldi ve sanki bütün sistemi sıfırladı. Artık iki ayrı biyolojik saat, iki farklı iştah ve iki farklı "ne zaman uyuyacaksın ki?" baskısı altında yaşıyoruz.
Kusursuzluk Tuzağından Kurtulmak
Hiçbir anne, özellikle de iki çocuğu olan bir anne, o sosyal medya vitrinindeki kusursuz kareleri yakalayamaz. Ve ben de artık bunu çok iyi biliyorum. Sabah oluyor; bütün o planladığım, organik olarak hazırladığım "mükemmel" kahvaltılar ya da geç saatlere kadar süren o dingin kitap okuma seansları, arka planda ağlayan bir bebek ya da "Baba, bu neden böyle oldu?" diye soran küçük bir mesleğe dönüşüyor.
Geçenlerde, mutfakta hayatımızın bu gerçeğiyle yüzleştiğimiz bir an oldu. Yeni doğmuş olan küçük kardeşim, bütün temizlik ve düzenleme çabalarımızın üzerine bir kule kurdu; o kule, benim özenle yerleştirdiğim bütün kuru bakliyatlarla örülmüştü. Ben onu temizlemeye koyulurken, o çığlık gibi kahkahalarla bana bakıyordu. O an fark ettim ki, bu karmaşa aslında benim yaratımım ve benimle birlikte büyüyor. Bu, sadece evin değil, ruhumuzun da büyümesi gibi geliyor bana.
Ritüeller Yeniden Tanımlanıyor
Esken aile ritüelimiz, akşam bütün günün yorgunluğunu alarak o sakinleşme töreniydi. Şimdi ise ritüelimiz, daha çok bir operasyon merkezi yönetimi.
- Akşam uykusu öncesi son büyük mücadele.
- Oyuncakların bulunması (bu, arkeolojik bir kazı gibi).
- "Son kez bunu oynayalım mı?" sorusuna verilen cevap: "Evet, ama sadece bu şarkıyla."
Bu dinamikler değiştiğinde pes etmek yerine, onları dönüştürmek gerektiğini anlıyoruz. Sabahın en kaotik anı bile, eğer onunla birlikte gülüp geçilirse, altına mürekkep düşülmüş bir anıya dönüşüyor.
Belki de anne olmak, mükemmeliyetçiliğin en büyük düşmanıdır. Ve bu kaosu sevmek; sadece çocuklarınızı sevmek değil, aynı zamanda onların beklenmedik yaratıcılığıyla birlikte kendi hayatınızın akışkanlığını da kabul etmektir.
Bu macerada yanımda olan, bu sesleri müziğe dönüştüren her şeye kocaman bir teşekkür. Şimdi gidip, bu küçük kaosu parçalayıp yeniden anlamlı kılacağım. Sizler de kendi küçük mucizelerinizle kalın sağlıcakla!