Uyku Yok, Anı Var!

#günlükrutin

Bir Kaosun Ortasında Mucize Avı: Bugünün Küçük Zaferleri

Merhaba sevgili okuyucularım ve benimle bu kaosu paylaşan kıymetli ruhlar,

Bazen düşünüyorum da, bebek büyütmek dediğimiz şey daha çok bir maraton değil de, sürekli olarak zamanda yolculuk yapan, her anı farklı bir dans ritmine sokan komik bir gösteri değil mi? Buraya geldiğimde herkesin "mükemmel anne olma" baskısını hissettiğini biliyorum. Sanki her şey olması gerektiği gibi, filtre uygulanmış bir kare gibi sunulmalıymış gibi. Ama burası benim köşem; burada filtre yok, sadece olan var. Ve olan da çoğunlukla iki ayak üzerinde koşan, yerde buluşan ve arada bir bilinmezliğe sürüklenen ben ve küçük prensesim.

Bugün de öyle geçti diyebilirim. Sanki bütün gün boyunca bir bilim kurgu filminin setindeydik ve biz başlıca oyuncular, kostümlerimiz ise sabahki koşuşturmanın eseri olan lekeli kıyafetlerimizdi. Sabahın o kutsal, sessiz anları mı? Onlar çok kısa sürüyor sevgili dostlar. Alarm çalmadan uyanıp, o minik vücudun bütün dünyanın tüm merakını üzerime toplamasıyla birlikte gerilim başlıyor.

Kahvaltı Krizi ve Hayatta Kalma Sanatı

Geçen gün, tahminen öğle vakti civarıydı. Ben kendimi "organik bir beslenme çağı"nın savunucusu olarak konumlandırıp, tam tahıllı ekşi mayalı bir şeyler hazırlamıştım. Görüntü itibarıyla süper sağlıklı, zen bir başlangıçtı bu. Ancak küçük gurme damak tadımızla tanıştığında, bu zen hali yerle bir oldu.

Oğlumuzu (yani benim uykudan çalınan bütün enerjimi ona harcadığım prensesimizi) uyandırmak için hazırladığımız o mükemmel meyve kompostosu, onun gözünde sadece "yapıştırıcı olmayan sos" gibi görünüyor. Durumu kurtarmak için devreye giren benim ise, eldeki en basit malzemelerle (evet, bazen bayatlamış ama sevgiyle kurtarılan o sütlü kahvaltılık gevrekler) hızlı bir operasyon yapmam gerekti. Altın kuralım bu: Mükemmeliyet değil, uygunluk önemli. Ve bazen en basit çözüm, en büyük başarı oluyor.

Oyun Oyuncaklarının Mucizevi Evrimi

Bebek oyuncağı kavramını yeniden tanımladık bu süreçte. Birkaç hafta önce, bir eski çorap ve içine gizlediğim birkaç tane oyuncak fasulye tanesiyle beraber "uzaylılarla savaş" temalı bir macera sahnesi kurduk. O benim için sadece kumaş parçasıydı; onun içinse, bilinmeyen bir gezegenin en önemli savunma hattı.

Bu durum beni inanılmaz tatmin ediyor gerçekten. Benim sıradan bir çöp gibi görünen eşyalarım, onun dünyasında bütün bir mitolojiye dönüşüyor. İşte anne olma macerası tam da bu değil mi? Aldığın basit bir malzeme ile, o küçük zihne ulaşarak ona bütün evreni yaşatma gücünü vermek. Bu bir tür sihir, değil mi? Peki bu sihrin yan etkisi olarak ben biraz tozlu oluyorum, üzerime kumaş parçası bulaşıyor ya, onu da kabul ediyoruz. :)

Yine de bu karmaşa, bu koşuşturma... bütün yorgunluğuna rağmen geldiğinizde, gözlerinin içine baktığımda o saf, karşılıksız sevgiyle dolu bakışları görüyorum ya da bütün günün sonunda başarısızlıkla sonuçlanan bir yemek tarifini bile komik bir anıya dönüştürdüğümüzü fark ediyorum ya da... işte bütün bu kaosa rağmen bir sonraki gün için enerji topluyorum.

Bu yolculuk, gerçekten de bazen kahkaha tufanına sürüklenip bazen derin bir nefes almaya zorlayan bir denge oyunu. Ama bu kaosa tutunmak, bilinçli olarak ona sarılmak... buna değiyor.

Hepinize kucak dolusu sabır ve bol kahkaha dolu günler diliyorum. Siz de kendi kaotik mucizelerinizi yaşıyorsanız, yalnız değilsiniz bilin!

Sevgilerimle, Zeynep