Uyku Yok, Anı Var!

#rastgelelik

Her Şey Bir Ritüel değilmiş gibi görünse de, Aslında Hepsi O Anın Kaosu!

Bazen düşünüyorum da, bütün bu yetişkinlerin sürekli bahsettiği o "ritüeller", sanki bizim gibi bir anne baba olmaya çalışanların kafasında da vardır. Bir yandan büyük aile albümlerindeki o kusursuz pozları görürsünüz ya, sanki her şey bir dans gibiymiş gibi. Ya da o ince ayarı tutturmuş, sanki her şey mükemmel bir enstrüman gibi çalışıyormuş gibi.

İşte benim bu evdeki küçük "mükemmeliyetçi" seslere karşı gelmek için yazıyorum. Benim için hiçbir şey mükemmel bir ritüel gibi başlamıyor; her şey, tam da beklenmedik o kaosun ortasında doğuyor.

Mutfakta Kurulan Rastgelelik Senfonisi

Geçen hafta sabah kahvaltısı meselesi üzerinden bu konuya değinmek istiyorum. Eğer siz de benim gibi organik malzemelerle uğraşıyorsanız, bu biliyor musunuz ki her şeyi en doğru zamanda kesmek, pişirmek ya da sosu tam kıvamına getirmek zorunda değilsiniz.

Geçenlerde anneannemin tarifini uygulamaya karar verdik. Tarifte adım adım bir sıralama vardı, sanki her şeyin bir mekaniği varmış gibi. Her şeyi o sırayla yapmaya çalıştık, malzemeler bekledi, biz de tarifle dans ettik. Ama biliyor musunuz? Tam o noktada küçük bir kesinti oldu. Sebzeler beklenenden önce ısınmaya başladı, bebek uyandı ve o uykusuzluğun tüm enerjisi mutfağa taşındı.

Sonuç? Tarifin o katı sırasını bozduk. Havuçlar biraz aceleye geldi, yumurta kırılırken hafif bir macun oldu üstüne, ama inanın bana, o garip gürültü ve bu beklenmedik dokunuşlarla ortaya çıkan lezzet, tarif defterindeki steril kaydından kat kat öteydi. O anki kaosu kabul edince, yemek bir görev olmaktan çıktı; yaşayan, nefes alan bir olay haline geldi.

Oyun Hamurundan Gerçek Hayata Geçiş

Bu benim ikinci çocuğumla olan maceramızda da aynısını görüyorum. İlk başta her şeyin bir "oyun süreci" gibi gitmesi gerektiğini düşünürdük. Bu oyunlar, çocuklarımızın gelişimine uygun bir akış içinde olmalıydı ya da ben yanlış mı takip ediyorum?

Hayır. Takip etmiyorlar bile. Onların oyunları, bizim kurduğumuz yapılandırılmış senaryoların çok ötesinde. Bir an bütün odada organik hamurla bir güneş sistemi kuruyoruz, ertesi gün ise o gezegenler yere düşüp sonra tekrar başka bir hikayenin parçası oluyor. Bu geçişler, bizim "ritüel" dediğimiz o sürece göre çok aceleci ve düzensiz görünebilir. Ama bu düzensizlik, onların algısı için tamamen tutarlıdır. Onlar için o anki durum, en doğru ve gerekli olan bilgidir.

Kontrol etmeye çalıştıkça, o akışı bozuyoruz. Her şeyin bir amacı olmalı diye mükemmeliyetçilikle yaklaştığımızda, o organik dansı kaçırıyoruz.

Sonuç olarak; eğer hayatın bir motor gibi çalışmasını bekliyorsanız, büyük ihtimalle yanlış frekansta takılı kalıyorsunuzdur. Buradaki güzellik, o beklenmedik gürültüde, o tarifin dışına çıktığımız anda ya da oyun hamurunun gözünüze bir sürü gereksiz kaotik çöp gibi geldiğinde bile, aslında en saf haliyle var olmasıdır.

Hiçbir şey hep doğru zamanda başlamak zorunda değil. Bazen en iyi an, her şeyin biraz yanlış gittiği andır.